Tek bir asbest lifi bile öldürür! – Emre Gürcanlı (İleri)

Aşağıdaki fotoğrafa dikkatle bakın, ince uzun, ipliksi lifler. Havada uçuşuyorlar ve biz onları soluduk, soluyoruz veya soluyacağız.Solunum yoluyla vücudunuza giriyor, akciğerinize saplanıyor. Mikro boyutta iğneler gibi düşünün. Akciğerinize saplandığını hissetmiyorsunuz, kimi zaman onlarca ama kimi zaman yalnızca bir tanesi saplanıyor. Bir tanesi bile yirmi yıl sonra sizi kanserden öldürebiliyor, yalnızca bir tanesi…Fotoğraftaki bir iğne bir metrenin yüzbinde biri boyutlarında, hayatınızı karartmaya, sizi öldürmeye yalnızca bir tanesi bile yetebiliyor. Bunu 2. İTÜ İSG Günlerine katılan İstanbul Meslek Hastalıkları Hastanesi’nden İş Sağlığı Bilimi Uzmanı Dr. Özkan Kaan Karadağ da yaptığı sunumda aynen bu şekilde ifade etmişti: tek bir asbest lifi bile sizi öldürebilir, aksinin garantisi yoktur…

Bu kadar tehlikeli de peki neden yasaklanmıyor? Asbeste karşı mücadele neredeyse yüzyıla yakın zamandır sürüyor. Ama hep “daha az zararlı çeşitleri var mı?”, sağlıklı bir maruziyet limiti tartışmaları sürekli karşımıza çıkıyor, çıkartılıyor. Bu köşede daha önce defalarca yazmış olduğum gibi, sermaye sınıfı ucuz ve yeterli bir alternatif malzeme bulduğunda, bu konuda bilimsel çalışmalarda artık mızrak çuvala sığmadığında ve en önemlisi konuyla ilgili kamuoyu ve mücadele artık ciddi bir boyutlara ulaştığında ancak o maddeden vazgeçiyor, o maddeyi yasaklama yoluna gidiyor, bir başka ifadeyle “ikna oluyor”. Daha önce bir yazımda belirttiğim gibi (http://ilerihaber.org/yazar/kadinlari-gormeyen-tek-gozlu-bilim-68587.html):

“Maruziyet düzeyleri konusunda da tartışmalar, insanoğlunun sahip olduğu bilimsel düzeyin işyerlerindeki çalışma koşullarına yansımadığını göstermektedir. Maruziyet sınırı (limiti) teorik olarak işçilerin herhangi bir maddeye zarar görmeden maruz kalabilecekleri miktarı göstermektedir. Ama bu iddianın bilimsel bir temeli bulunmamaktadır (Ziem ve Castleman, 2000; 120-134). Bu limitler sağlıklı erkekler üzerinde yapılan araştırmalardan elde edilen verilere dayanmakta yaş ve cinsiyet etkisi, keza sağlıklı olmamanın, geçmişten gelen veya farklı etkenlerle gerçekleşen hastalıkların etkisi ve işyerinin dışındaki maruziyet de gözardı edilmektedir. “Güvenli” maruziyet düzeyi zamanla giderek aşağıya düşmektedir! Örneğin benzen için 1945 yılında milyonda 100 partikül, 1988 yılında milyonda 10’a düşmüştür, keza vinil klorit için maruziyet limitleri 500’den 5’e inmiştir (Ziem ve Castleman, 2000; Heifetz, 1989; Fird ve diğerleri,1997’den aktaran Barnetson, 2010; 69).”

Sınır değerler sürekli aşağıya düşüyor, bir insana zararlı olabilecek sınır değerler. O sınır değerin altındaysa sorun yok, üstündeyse zararlı. Şimdi şöyle bir bakalım; zararlı bir maddeye 50 yıl önce neredeyse 500 kat daha fazla maruz kalmak “sağlıklı” iken bugün neredeyse yasaklanma noktasına gelebilmektedir! Peki insanlar mı 50 yılda evrimleşti?

Asbest sınır değerlere ilişkin tartışmada en önemli örneklerden birisidir, dünyada sayısız ülkede yasaklanmıştır, Türkiye’de de 2010 yılında üretimi ve kullanımı yasaklandı. Çünkü asbestten korunmak hemen hemen imkansızdır. Asbest için sınır değer ise ilgili yönetmelikte aynen aşağıdaki gibi verilmiştir:

MADDE 11 – (1) İşveren, bu Yönetmelik kapsamındaki çalışmalarda çalışanların maruz kaldığı havadaki asbest konsantrasyonunun, sekiz saatlik zaman ağırlıklı ortalama değerinin (ZAOD-TWA) 0,1 lif/cm3’ü geçmemesini sağlar.”

Burada günde 8, haftada 40 saat çalışan işçinin bir kimyasala uzun süreli, tekrarlanan bir biçimde maruz kalması durumunda sağlığının zarar görmeyeceği düşünülen zaman ağırlıklı ortalama kimyasal madde konsantrasyonu hesaplanır. Sekiz (8) saatlik belirlenen referans süre için ölçülen veya hesaplanan zaman ağırlıklı ortalama sınır değerine ZAOD-TWA denir. 8 Saat içinde bulunduğunuz yerde, çok kısa bir sürede tek bir asbest lifi olabilir ama bu durumda ortam sınır değerin altında kalabilir. Ama düşünün o tek bir lif sizi 20 yıl sonra öldürebilir. Aslında asbest konusunda ortada bir limit olması bile düşünülmemelidir!

O yüzden, asbestli bir bina YIKILMAZ! Asbestli malzeme uygun şekilde bertaraf edilir, ondan sonra yıkılır. Asbestli bir binanın sökümü için “sağlıklı” bir faaliyet aşağıdaki fotoğraflarda olduğu gibi yapılmak zorundadır, sanki bir uzay istasyonunda çalışır gibi:

https://thompsonsofprudhoe.com/asbestos-removal/


http://www.fbportsmouth.com/projects/decontamination-decomissioning/X-333-Asbestos-Removal.htm


https://www.colourbox.com/image/asbestos-removal-of-basement-of-a-public-building-image-568148

Aşağıdaki fotoğraf ise içerisinde 350 ton asbest barındırdığı uzmanlarca belgelenmiş olan tarihi Havagazı Fabrikası’nın, Ankara Büyükşehir Belediyesi tarafından gerekli hiçbir önlem alınmadan yıkılması sırasında çekilen bir fotoğraf. Suyla ıslatılıyor, o suyun buharlaşacağı, sonrasında liflerin havaya karışacağı bir ilkokul çocuğu tarafından dahi bilinirken.

Burada zaten yürütmeyi durdurma kararı sonucu yıkımın durdurulduğunu anımsatalım, ama Türkiye’nin binlerce yerinde Kentsel Dönüşüm adı altında, içinde asbest bulunan binlerce binanın da hiçbir önlem alınmadan yıkılmakta olduğunun altını çizelim. Evet şu an Türkiye’de asbest üretmek ve kullanmak yasak, peki yıkılan binalardaki asbestin havaya karışması nasıl önlenecek? Çok ama çok pahalı tekniklerle! Peki asbestli malzeme nereye atılacak? Özel olarak belirlenmiş asbest bertaraf sahalarına, çift korumalı, geçirimsiz ambalajlarla, özel konteynerlerle. Ayrıca asbest sökümü yapanların üzerinde tek bir lif bile kalmayacak, vakumlu ortamlarda uzun bir süre arındıktan sonra akşam eşinin çocuklarının yanına gidecek, üzerinde tek bir lif kalmadan…

Bakanlıkça hazırlanan “Asbestle Çalışmalarda Sağlık ve Güvenlik Önlemleri Hakkında Yönetmelik” 23 Ocak 2013 tarihinde yayımlanarak yürürlüğe girmişti. Avrupa Konseyi Direktifleri de dikkate alınarak ve İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’na dayanılarak çıkarılan yönetmeliğin amacı şuydu: “Çalışanların asbest söküm, yıkım, tamir, bakım, uzaklaştırma çalışmalarında asbest tozuna maruziyetlerinin önlenmesi ve bu maruziyetten doğacak sağlık risklerinden korunması, sınır değerlerin ve diğer özel önlemlerin belirlenmesi.” Bu yönetmelik ayrıca asbesti uzaklaştırma konusunda da bir rehber sunar. Ayrıntısına girmeyelim, bu köşe yazısının sınırlarını aşacaktır.

Kısaca; asbestli bir bina içindeki asbestli malzeme uzay üssü gibi bir geçici tesis kurup sökülmeden YIKILMAZ, asbestli malzeme önlem almadan SÖKÜLMEZ (eski binalardaki marley yer kaplamaları asbest uzmanı görmesin diye de önceden sökülmez!), asbest gelişigüzel GÖMÜLMEZ, asbest GERİ DÖNÜŞTÜRÜLEMEZ, asbestten basit bir maskeyle KORUNULMAZ, su sıkmakla asbestin havaya karışması ÖNLENEMEZ…

Çevrenizde yıkılmakta olan eski bir bina gördüğünüzde hemen ilgili yerlere başvurmalı, gerekirse yıkımı durdurmalısınız, bu konuda hakkınız vardır, yasa ve yönetmelikler sizin yanınızdadır. Çünkü Yalnızca sizin değil çocuğunuzun da geleceği söz konusudur, aksi temel bir yaşam hakkı ihlalidir!