OHAL’de durmayan bir mücadele: Kabataş – Ersin Kiriş

Karşı darbenin saldırganlığının içinde kalan bir mücadele var bugünlerde İstanbul’da.. Kabataş İskelesi’nin yıkımı ve yerine yapılmak istenen Martı Projesi.. Karşısında da darbe girişiminden iki gün sonra herkesin sokağa çıkmakta tereddüt ettiği bir anda iskeleleri için imza toplamaya devam eden kent savunucuları ve “İskelemiz kapatılamaz” diyen İstanbullar

kabatas_yazi_1

Dünyanın en hızlı değişen ülke gündemine sahip olsak da değişmeyen gündemlerimiz de var şüphesiz… Darbe girişimi ve ardından Saray/AKP iktidarının ilan ettiği OHAL’le Varlık Fonu gibi kentin ve doğanın daha kolay yağmalanmasının önünü açan Kanun Hükmünde Kararnamelerin (KHK) çıkarılması, iktidar krizini çözmek, sermayeye güven vermek için dillerden düşürülmeyen mega proje propagandası… Hızla değişen gündem içinde değişmeyenin doğa ve kent düşmanlığı olduğunu gösterdi. Ancak karşı darbenin getireceği yağma ve talanı gören yaşam savunucularının mücadelesi de baki..

Tam da bu ortamın içinde kalan bir mücadele var bugünlerde İstanbul’da.. İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin (İBB) verilerine göre günde 80 bin kişinin kullandığı Kabataş İskelesi’nin yıkımı ve yerine yapılmak istenen Martı Projesi.. Karşısında da darbe girişiminden iki gün sonra herkesin sokağa çıkmakta tereddüt ettiği bir anda iskeleleri için imza toplamaya devam eden kent savunucuları ve “İskelemiz kapatılamaz” diyen İstanbullar.

Kabataş Martı Projesi ne getiriyor?
İstanbul Kent Savunması’nın öncülüğünde yaklaşık iki aydır hayata geçmemesi için iskele önünde imza toplanan “Kabataş Martı Projesi/Transfer Merkezi” içerdiği 83 bin metrekare devasa beton dolgu alanı, 1000 araçlık otopark ve ticari fonksiyonu olan galeriler gibi meydan altı yapıları nedeniyle bir mega proje niteliğinde. İBB, “Kadir Topbaş’ın ‘ustalık’ eseri” olarak tariflediği proje ile mevcut iskeleleri yıkıp, denizi dolduracak. Meydan altını AVM vari şekilde işlevlendirecek. Kabataş’taki karayolu trafiği ise beton dalış tünelleriyle yerin altına alınacak. Aslında proje, AKP belediyeciliğinin çok sıradan örneklerinden bir tanesi… Kentin doğal, tarihi varlıklarını, kentin hafızasını bir çırpıda yok edebilecek yapay, “tepeden inme”, ısmarlama bir proje.. Tıpkı Taksim Meydanı, Çağlayan Meydanı, Yenikapı ve Maltepe dolgu meydanları gibi..

Kabataş’ı rehabilite etmek için yıkım şart mı?
Mevcut proje yaklaşık 3 yıl sürecek. Kapasite aşım sorunu bulunmayan Kabataş iskeleleri deniz doldurulmadan, iskeleler tamamen kapatılmaksızın da yenilenebilirdi. İskeleleri rehabilite etmek, trafiği yaya odaklı düzenlemek mevcut sorunları çözebilirdi. Kabataş’ın deprem bölgesi sınırları içinde olması beton dolgunun deprem sırasında sıvılaşma ve dolayısıyla oturma-çökme riskini de doğuruyor. Kıyı ve Deniz Yapılarında Deprem Teknik Yönetmeliği’nde deprem riski yüksek olan bölgelerde dolgu tipi rıhtım ve ağırlık tipi deniz yapıları önerilmemesine rağmen projede ısrar ediliyor. Boğaz’da tarihi kıyı çizgisinin parçası olan Kabataş’ta yapılacak martı şeklinde mimari açıdan nitelik taşımayan bu proje bölgenin tarihi dokusuna da zarar verecek. Karaköy – Kabataş kıyı çizgisindeki dönüşüm, kıyıyı halka kapatan Galataport Projesi sonrasında Martı Projesi’yle ilerletilecek.

İBB’nin projeyi “Transfer Merkezi” olarak tanımlanması ise asılsız bir propaganda aracı. Kabataş mevcut haliyle deniz, raylı, karayolu ulaştırma araçlarının bulunduğu bir transfer merkezi. İBB de yaratacağı mağduriyeti “transfer merkezi yapıyoruz, bu bir ulaşım projesi” diyerek yönetmeye çalışıyor. Ancak sonuç kamu varlıklarının gereksizce sarf edildiği, bilimsel açıdan uygunsuz, devasa beton bir meydandan ibaret olacak.

Mimarı Topbaş’ın arkadaşı, “kent suçu ustası”cem_dinl_1
Projenin mimarını ise İstanbullular yakından tanıyor. Kadir Topbaş’ın arkadaşı, AKP’ye yakınlığıyla bilinen ve tarihi yarımadanın siluetini bozan Haliç Metro Geçiş Köprüsü’nün de mimarı olan Hakan Kıran. Kentin hafızasını, tarihi yok sayan kent suçu uzmanı bu mimar, Taksim Meydanı’ndaki Atatürk Kültür Merkezi’nin (AKM) yıkılmasını talep ediyor ve aynı zamanda AKM’ye ait parsele girerek işgal eden Gezi Pastanesi’nin sahibi.

Darbe, OHAL dinlemeden süren mücadele
Gündeme gelişi 2005 yılına kadar dayanan proje şimdi ülke gündeminin toz duman olduğu bir anda hayata geçirilmek isteniyor. İstanbul’da kentin yaşam alanlarını, kamusal alanlarını savunanların Kabataş İskelesi mücadelesi de OHAL’e rağmen devam ediyor. İstanbullular ulaşım hakkına sahip çıkıyor. Mühendisler, mimarlar, plancılar da kenti yaşanmaz kılacak bu projenin durdurulması için Kabataş’a sahip çıkıyor.

Kabataş’ı kapatan, İstanbulluları mağdur edecek projenin başlangıç tarihi İBB tarafından 28 Temmuz olarak ilan edilse de kapanış sürekli erteleniyor. Karşı darbe ortamının içerisinde bir yandan da yağma politikalarını ilerletmeye girişen Saray/AKP iktidarına karşı Kabataş’ı savunmak, iskeleyi savunmak bir görevse, İstanbullular bu görevi sürdürüyor.
Beton martı istemiyoruz!

Ersin Kiriş/İnşaat Mühendisi
Politeknik YK Üyesi