Neden kaybettik, nasıl kazanırız? – Kader Cihan
Orman Mühendisleri Odası İstanbul Şubesi 11. Olağan Genel Kurulu ve seçimleri 4-5 Şubat 2012 tarihlerinde gerçekleştirildi. Seçimlere şube yönetimine aday üç farklı grup katıldı. Sosyal demokratlar ve sosyalistlerden (devrimci-demokrat grup) oluşan Çağdaş-Demokrat Grup; MHP’lilerden oluşan Meslekte Birlik Grubu ve AKP’lilerle farklı İslamcı gruplardan oluşan Birliğe Çağrı Grubu olarak seçimde en fazla oy almak için yarışan ekiplerden Meslekte Birlik Grubu seçimi kazanarak önümüzdeki iki yıllık dönem için Orman Mühendisleri Odası İstanbul Şubesi’nin yönetimini aldı.
 
Seçimlere toplam 2225  üyenin yüzde 54’ü (1213 üye) katılım gösterdi. Kullanılan oyların yüzde 42’sini Meslekte Birlik Grubu (517 üye), yüzde 28’ini Çağdaş- Demokrat Grup (342 üye) ve yüzde 24’ünü Birliğe Çağrı Grubu (293 üye) aldı.
 
Son iki dönemdir (2008- 2012) odanın İstanbul Şubesi yönetiminde yeralan Çağdaş- Demokrat Grup odadaki çalışmalarında özellikle son dönemlerde AKP’nin neoliberal politikalarının ülke ormanları üzerinde yarattığı tahribata karşı mesleki görevini yerine getirmeye yönelik anlamlı çalışmalar gerçekleştirmişti. Grup özellikle İstanbul’un son su havzalarını ve ormanlarını tehdit eden 3. Köprü Projesi’ne ve Anadolu’nun dört bir yanında HES projeleriyle su kaynaklarının özelleştirilmesi faaliyetlerine karşı doğayı ve yaşamı savunan bir oda yönetimi çizgisini benimsedi. Ancak oda Genel Merkezi’nin yönetiminin Meslekte Birlik Grubu’nda olmaya devam ettiği 2008-2012 döneminin hemen öncesinde çıkartılan “5531 Sayılı Meslek Yasası”ndan doğan olumsuz etkiler de aynı süreçte giderek yaygınlaştı. 
 
2006 yılında yasalaşan “5531 sayılı Meslek Yasası”nın yürürlüğe girmesiyle birlikte, “hizmet alımı” adı altında özel ormancılık büroları kurularak, özelleştirilmiş bir ormancılık hizmet sektörü oluşturulmaya ve faaliyet alanı gereği kamuda istihdam edilmesi gereken orman mühendisleri Oda Genel Merkezi’nin aktif çalışmalarıyla bu sektöre yönlendirilmeye başlandı. Her geçen dönem daha da kurumsallaşan ve ormancılığı bir kamu faaliyeti olmaktan çıkarıp piyasası olan bir sektör haline getirmeyi hedefleyen bu uygulamayla birlikte, yeni mezun yüzlerce orman mühendisi kamudaki istihdamın eşgüdümlü olarak azaltılması sonucunda bu alanı zorunlu olarak bir “ekmek kapısı” olarak görmeye başladı. Yasanın çıkış sürecinde Meslekte Birlik Grubu’nun yönetimindeki oda Genel Merkezi’nin TMMOB’yi aşarak AKP ile birlikte hareket etmesinin ardından, yasa TMMOB’nin onayından geçmediği için bir süre yürürlüğe konulamadıysa da daha sonra yasa tasarısı TMMOB’nin de onayını alarak yasalaştı. Bu süreçte neredeyse tüm ormancılık meslek örgütleri (sendikalar, dernekler vb.) yasayı destekleyen bir tutumu benimsediler. 
 
Birçok başka gelişmeyle birlikte 5531 sayılı Meslek Yasası’nın yarattığı durumu anlamak için süreci şöyle tarifleyebiliriz: Kısa süre içerisinde büyük bir marifetmiş gibi orman fakültelerinin sayısını 11’e çıkartıp niteliksiz bir eğitim sistemini sürdür ve her yıl yüzlerce mezuna işsiz, güvencesiz, umutsuz bir hayatı dayat. Bu yeni mezun meslektaşların önüne KPSS sınavını koy ve sınavdaki derecesinden ziyade kamuda açılacak kadro sayısına bağlı olan umutlarını her dönem çok daha az kadro açarak tüket. Diğer taraftan neoliberal kapitalizmin yeni saldırı programı eşliğinde başta ormanlar ve su havzaları olmak üzere doğal varlıkların tamamını sermayenin işgal harekatına sunacak yasal düzenlemeleri yap (maden yasası, turizm teşvik yasası, 2B yasası, tabiatı ve biyolojik çeşitliliği koruma yasası). 3. Köprü ile İstanbul’un son kalan ormanlarını ranta aç, su havzalarını yok etmeye çalış, HES’lerle Anadolu’nun tüm su kaynaklarını sermayeye devretmeye kalk. Tam bu hamleleri yaparken, 5531 sayılı ormancılık meslek yasasını çıkart. Yasayla beraber artık orman mühendisleri ormanlık alanlarda yapılan madenlerin, baz istasyonlarının, HES’lerin, özel ağaçlandırma projelerinin (ormanlık alanlar proje sahibine 49 yıllığına işletmesi devredilebiliyor ve içerisinde işletme adı altında yapılaşmanın da önü açılıyor); kısacası sermayenin orman sınırları içerisindeki tüm uygulamalarının ön izinlerini almaları için gerekli proje dosyalarını hazırlayan ve bununla geçinen insanlar olsunlar. Ormanlara da korunması toplumsal fayda üreten doğal bir varlık değil de üzerinden para kazanılması gereken maddi bir varlık olarak baksınlar. Orman Mühendisleri Odası ise bu yasanın yürürlüğe etkin olarak girebilmesi için işin merkezine konumlansın, ücretli sertifika programları yaparak serbest meslek mensubu orman mühendisleri yetiştirsin ve özel ormancılık büroları kurularak orman varlığını tehdit eden yatırım projelerinin yolu gözlensin. 
 
Bu süreç gün geçtikçe, yeni mezun orman mühendisleri açısından, hiçbir mesleki etik değerin hükmü olmayan bir ormancılık hizmet piyasasında, her an işsiz kalma tehlikesi altında, güvencesiz bir çalışma yaşamını kurumsallaştırıyor. Üstelik bu durum planlı olarak işsiz bırakılmış meslektaşlara bir lütuf ve umut olarak sunulabiliyor.(*)
 
İstanbul Şubesi yönetiminde yeralan Çağdaş- Demokrat Grup ise, yasanın hazırlanışından bugüne kadar bu yasa uygulamalarının piyasacı zihniyeti yaygınlaştırması karşısında örgütlü etkin politik bir faaliyetle üyelerine ulaşma çabasını yeterince göstermedi. Bu tutumda, sendikasından derneğine sol değerleri kendisine bayrak edinmiş gibi görünen ormancılık meslek örgütlerinin ormanların ve ormancıların geleceği için “kamuda tam istihdam” talebini savunmayı ve yaygınlaştırmayı tercih etmek yerine, üye tabanlarının küçük burjuva umut ve eğilimlerine teslim olmalarının önemli bir etkisi oldu. 
 
Sonuçta, yasa uygulamasındaki kurumsal konumundan doğan gücünü arkasına alan oda genel merkez yönetimindeki siyasi anlayış, gelecek kaygısına düşmüş ücretli ve işsiz orman mühendisleri arasında, sunduğu iş vaadiyle yaygın bir yanılsama yaratabildi. Bu anlayış ormancılığın sektörleştirilmesi adımlarının sıklaştırıldığı son dönemde, özellikle yeni mezun, oda üyesi meslektaşlar arasında, siyasi tercihleri ve tutumları net olanların dışındaki çoğunluğun desteğini alabildi. Orman Fakültesi mensubu oda üyesi öğretim görevlilerinin büyük çoğunluğunun aynı piyasacı zihniyet ve kariyer hırsının etkisiyle fakülte yönetiminin işaret ettiği Meslekte Birlik Grubuna yönelmesi de bu grubun oylarını artırdı. 
 
Kuşkusuz şube seçimlerinin kaybedilmesinin bu köklü stratejik nedeninin yanısıra daha yüzeysel taktik nedenleri de mevcut. (Ama ilerleyen dönemlerde yeniden bu mevziyi geri kazanmayı önümüze koyacaksak, üzerinde çalışılması gereken en önemli sorunun bu olduğunu geç de olsa net biçimde görmemiz gerekmektedir.) Dört yıllık şube faaliyetlerinde belirleyici olan devrimci-demokrat grubun, Çağdaş Grupla olan taktik işbirliği dengelerinin bozulması, bu sonucu açığa çıkartan en önemli faktörlerden birisi oldu. Çağdaş Grup, Şubenin ürettiklerini halkla ve sokakla birleştirme çabası ve AKP’nin bu alandaki politikalarına doğrudan tavır alan tutumu karşısında oda politikalarını sağdan eleştiren bir geri çekilme tutumunu benimsedi. Bu tutumda AKP faşizminin tırmandığı boyutun önemli bir etkisinin olduğunu düşünüyorum. Sonuçta bu geri çekilme tavrı seçim sürecinde bir dayatma olarak devrimci demokrat grubun karşısına çıktı. Liste oluşumunda etkili olan tüm bu tartışmaların seçime hazırlık süreçlerinde çokça zaman alması ve yukarıda anlattığım temel sorun karşısında “ihmalkar” davranan devrimci-demokrat grubun bu dayatma karşısında gerilimi tırmandırmayı tercih etmesi, mevcut üye tabanının sandığa bütünüyle ve etkin biçimde taşınmasını engelledi. Aktardığım faktörlerin bileşimiyle girilen bir şube genel kurulu ve seçim sürecinde ortaya bu sonuç çıkmış oldu. 
 
Herşeye rağmen dört yıllık çalışma döneminin yaklaşık üç yılında odanın İstanbul Şubesi faaliyetlerinin tamamının belirleyicisi olan devrimci- demokrat grup bu sonucun da belirleyenidir ve dolayısıyla tüm olumsuzluklara rağmen üzerine düşen özeleştiriyi de kuşkusuz yapmalıdır. Ancak özetle şöyle söylenebilir: Dört yıllık çalışma döneminin başında sermayenin İstanbul’un ormanlarına, su havzalarına yönelik saldırılarına karşı yürütülen mücadeleyle yavaş yavaş varlık kazanan devrimci-demokrat grup, bu mücadeleyi bugüne kadar sürdürmesine karşın üyelerin meslek çıkarlarını bu mücadeleyle buluşturan bir politik duruş ve örgütlülük yapısı için gerekli niteliği kazanamadı. Önümüzdeki dönemde devrimci demokrat orman mühendisleri olarak bizler, neoliberal saldırılar karşısında ormanları ve su havzalarını koruma mücadelesini sürdürürken, mesleğin çıkarlarıyla halkın çıkarlarının bir ve aynı şey olduğunu yeniden yeniden tekrarlamak yerine üyelerimizi bu doğrultuda örgütleyecek pratik araçlar yaratma göreviyle karşıkarşıyayız. 
 
(*) Yasaya dayanarak odanın hazırladığı yönetmeliğe göre, yeni mezun mühendis adaylarının önce 1 yıl bir özel ormancılık bürosunda staj yapması gerekiyor. Piyasanın oluşması için gerekli SMM’leri üretme sürecinde başlangıçta az sayıda büronun yeralması nedeniyle stajyerlerin sigortasız çalıştırılmaları için bizzat oda genel merkezinin teşebbüsleri sonucu SSK ile yapılan anlaşmayla bürolar sigortasız ve ücretsiz stajyer çalıştırma hakkına sahip oldular. İlahi piyasanın arz / talep dengesi nasıl da hemen patronların lehine kuruluyor değil mi?
Kader Cihan – Orman Mühendisi