Maden Kazaları Kader Midir ? – Baran Eroğlu

Son beş ayda kömür ocaklarında gerçekleşen üçüncü kazanın Zonguldak da gerçekleşmesi tüm ülkede kömür madenciliği ile ilgili çok hassas bir duyarlılık oluşturdu.


Bursa Mustafakemalpaşa Bükköy Kömür Madeni kazası hemen akabinde Balıkesir Dursunbey Odaköy kazası en son TTK Zonguldak Gelik İşletmesinde oluşan kazalar tabi ki kader değildir.Tıpkı karayollarında gerçekleşen kazaların kader olmadığı gibi. Trafik kazaları da ya şoförlerin hatalarıyla ya kullanılan araçların mekanik arızalarıyla veya üstünde seyredilen yolların hata ve kusurlarıyla gerçekleşen kazalardır. Ama çok daha ciddi kayıplar olmasına rağmen trafik kazaları ‘trafik terörü’  gibi sanal bir düşmana indirgenmiş ve insanların bunları kabullenebilmesi sağlanmıştır.

Model model araçların süratlenmesi için yapılan yolların bir kusuru yokmudur?
Vardır bu da kader değildir.

Madencilerin kaderi ölüm demek çok keskin bir izah ve kabullenmeyi kolaylaştıran bir yöntemdir diye düşünüyorum. Tıpkı trafik terörü gibi madencilik de bir kaç kazadan sonra terörist ilan edilecek ve insanların bir üst bilincinde artık kabullenilmesi kolay hale getirilecektir. Doğru mudur?

Özellikle ne oldu da son beş ayda 3 kaza ve onlarca ölüm oldu? Bu ölümlü kazalarda mühendislerin de olması bu kazalarda ölümlerin çok tartışılan ihmal var mı önlem mi alınmadı sorularının havada kalmasını sağlayan bir olgu.

 

Bir maden mühendisinin ister özel sektör olsun ister devlet kurumu olsun ekonomik zorluklar ne olursa olsun bile bile ölüme gidecek kadar cahil olabileceklerini düşünemiyorum. “Düşünemiyorum” diyorum ben de özel sektöre bağlı bir kömür ocağında maden mühendisi olarak çalışıyorum.

Bu kazaların bir veya birden çok sebebi olabilir. Bunun adı metan gazının ani boşalması ve bir kıvılcımın onu tetiklemesi ve o ani patlama sonrasında göçük veya kesit deformasyonu, zehirli gazlar verilebilecek örneklerdendir.

Bütün kazalarda da acaba “sensör var mıydı”, “çalışıyor muydu” soruları. Bu üç kazada da ölen meslektaşlarımızda grizu yani metan ölçen cihazları vardı. Hiçbir yeraltı mühendisi bu ölçüm cihazını almadan yeraltına inmez. Ama bu cihazların da ötesinde TTK da en son kazada ana sensörlerin olduğunu ve 24 saat bunların yerüstünden bir ana bilgisayarın olduğu odadan da takip edildiğini, bu takiple kritik değerlerde müdahale edildiğini de biliyoruz.

Bu tamamen teknik bir değerlendirme bana göre. Şimdi bilirkişiler ocak da göçükler temizlendikten sonra araştırır ve raporlarını yazarlar.

Ana sıkıntı neden son aylarda kömür madenlerinde kazaların arttığı.

Cevabı çok basit Enerji.

Artık eskisinden daha çok enerjiye ihtiyaçları var birilerinin. Daha pahalıya satmak veya kendi fabrikasında daha ucuz elektrik tüketmek için.

Evet, kömür fiyatları son 5 yılın en üst seviyesinde artık. İthal kömürün aşırı pahalı hale gelmesi gerek ısınma amaçlı tüketim ihtiyacın gerekse sanayi amaçlı ihtiyacın yerli kömürde artmasını sağladı. Bu da özel sektörün çok zamandır unuttuğu kara elması gün ışığına çıkardı. İşçilik ucuz, çıkardığı kömür pahalıydı artık.

Birazda teknoloji gelişti. İşletmeler işten anlasın anlamasın yatırımlarını hızlandırdı. Düşünebiliyor musunuz bu işletmeler devletin yasasına göre maden mühendisi istihdam etmek zorunda bırakılarak ve buna daha önceden ‘Fenni nezaretçi’ şimdi ise ‘Teknik nezaretçi’ olarak adlandırılan teknik ekiple devlet adına kontrol edilmeye çalışıldı. Ama çok küçük bir ayrıntı atlanarak yapıldı. Bu teknik nezaretçilerin parasını veya ödemelerini o işten anlamayan olarak adlandırdığımız işletmelere bırakıldı. Örneğin ben bir maden mühedisi olarak özel sektörde ‘Teknik nezaretçi’ olarak Maden İşleri Genel Müdürlüğü tarafından işveren tarafından atandım. Devlet bana bu atanmışlığımla yetki verdi. Elimde bir defterim var. Devlet adına kontrol yapıyor ve bu deftere gördüğüm eksiklikleri yazıyorum. Hatta işveren bu eksikliklerin tedbirini almamaya devam ederse işletmeyi kapatma yetkim bile var. Ama devletin ilgili kurumu yani Maden İşleri Genel müdürlüğü benim ücretimi işverenin ödemesini istiyor ve beni işveren ile muhattap ediyor.

Ben yine de yazdım eksikliği ve işletme kapandı. İşveren de otomotikman beni teknik nezaretçilikten azletti. Alamadığım ücretim de cabası. Sıkıntı burada. Ocakta çalışan mühendis Teknik Nezaretçi olmamalı. Teknik nezaretçi ilgili kurumdan ücretini aldığı takdirde bu kazaların çok büyük oranda azalacağı görülecektir. Bunun için de şu an gündemde olan yeni maden kanununda bu düzenleme kesinlikle ve kesinlikle yapılmalıdır.

Sadece maaş zammı için sendiklar işçileri bilinçlendirmektan vazgeçip işçi sağlığı ve iş güvenliği ile ilgili gerekli şuuru da işçi sınıfına verebilmeli ve bununla ilgili gerekli eğitimleri organize etmelidir. İşçiler sadece maaşlarını alamadıkları için değil sağlıksız ve güvensiz bir işletmede çalışmak zorunda bırakıldıklarında da eylemlilik düzeyine gelecek bir bilinçte olmalıdır.

İster özel sektör diyelim isterse taşeron, her ne olursa olsun bu yasal boşluklar ve sosyal haklar bir an önce ilgili kurumlarca tamamlanmalı ve tanımlanmalı; para kazanma hırsına ve maliyet hesabına insanların canları kader olarak konulmamalıdır.

Bu kazalardan sonra acılı ailelerin gözyaşları  sorumluların siyasi argumanı değil daha güvenli yollarda yol alınmasını ve daha güvenli işyerlerinde çalışılmasının birer başlangıcı olmalıdır.

Baran EROĞLU
Maden Mühendisi