Kadın mühendis ve mimarlar: “Sen mi alet taşıyacaksın, sen mi araziye çıkacaksın?” – Burcu Yanar (Direnen Kadınlarla 8 Mart Sohbetleri)

Çalışma hayatlarının başında olan iki kadın. Biri harita mühendisi, diğeri mimar. Politeknik’te buluşup sohbet etme imkanı bulduğumuz Selin Bostan ve Ekin Sarıca ile ‘mühendislikte ve mimarlıkta, çalışma hayatında, üniversitede kadın olmak’ üzerine konuştuk. Kadınların iş hayatında görünür olmak için tüm iş yükünü sırtlanmasından ‘fiziki koşullar nedeniyle erkeksileşmek’ zorunda kalmasına kadar birçok soruna değindik.

selin

Selin Bostan, Harita Mühendisi, yüksek lisans eğitimine devam ediyor. 2 yıldır ücretli olarak çalışıyor. Aynı zamanda Harita Mühendisleri Odası İstanbul Şubesi Yönetim Kurulu üyesi.

Selin: Mühendislik ne ailem ne de çevrem açısından önerilen bir şey değildi. Çoğu ailede gördüğümüz gibi. Sayısal mantık ya da mühendislik formasyonu dediğimiz o düşünce biçimi, analitik düşünme biçimi hem yaşam tarzında hem de başka alanlarda çok önemli olduğunu düşünüyorum. Ayrıca bu kadar erkek yoğunluğunun olduğu bir meslekte de kadınların var olmasının hem kadınlar hem de toplum açısından çok önemli olduğunu düşünüyorum. Bu şekilde mühendis oldum diyebilirim.

Ekin: İnsanlar becerileri ve ilgi alanları doğrultusunda meslek seçimi yapıyor. Ama cinsiyet olarak düşündüğümüz zaman ilk etapta eğitim sürecinde kadın ağırlıklı öğrenci profili dikkat çekiyor. Fakat eğitim süresince de şu hocalar tarafından söyleniyor: Çok ünlü mimarların erkek olması, piyasada erkeklerin mimar olarak daha çok kabul görmesi fiziki koşulların ileri sürülmesi.

Siz de biraz bahsettiniz. Toplumun gözünde mühendislik erkek işi olarak görülüyor. Üniversitede ya da günlük hayatınızda bunun örnekleriyle karşılaştınız mı? Mesela üniversite hocalarının ayrımcılık yaptığı durumlarla karşılaştınız mı?

Selin: Üniversitede açık açık hocaların söyleyebileceği şeyler yok. Belli söylemlerle bunu ima edebilirler. Kadın mühendis ayrımı üniversite içinde çok belirgin değil ancak çalışma hayatına girince bunun ayrımını 3-4 kat fazla hissedebiliyorsun. Ben kendimden örnek vereyim. Harita mühendisiyim ve işimin yaklaşık yüzde 70-80′i arazide. Bu nedenle sürekli “Sen ofiste otur, sen ofis süsü ol, sen mi alet taşıyacaksın, sen mi araziye çıkacaksın, işçilerle sen ne konuşabilirsin ki” gibi söylemlere maruz kalıyoruz. Bu gibi söylemler nedeniyle alınmadığım birçok iş oldu ki yaklaşık 7-8 ay boyunca işsiz kaldım. Şu anda çalıştığım ofiste de arazi işleri olduğu zaman ‘sen otur, satışa bak, şuna bak, buna bak’ tarzında ayrımcılık yapılıyor. ‘Sen anne olacaksın, evleneceksin’ gibi yakıştırmalardan ötürü de mühendislik mesleğinde çok ileriye gidemezsin deniliyor. ‘Ya işi bırak, ya memur ol’ gibi söylemlerle kadınlar sürekli pasifize edilmeye çalışılıyor erkekler ön plana çıkarılıyor. ‘Erkek mühendis olsa daha iyi’ deniliyor. Özellikle evlilik, çocuk gibi konular işverenin işe alım süreçlerinde kadınları elemesine neden oluyor.

Ekin: Mimarlık için mühendislikle benzeşen durumlar var. Farklı olarak mimarların iki koldan ilerleyen bir çalışma hayatı var. Bazı ofislerde bu net biçimde ayrılıyor. Bazılarında iç içe geçmiş durumda. Şantiye ve ofis olarak ayrıldığı için şantiyede genelde erkekler tercih ediliyor. Bu durum iş ilanlarında da belirtiliyor. Ofiste bu ayrım daha az. Benim doğrudan karşılaştığım bir durum olmadı ancak kadın arkadaşlarımdan iş görüşmelerinde evlenme kararlarının, çocuk yapma kararlarının irdelendiğini duydum.

Meslek hayatında bir kadın olarak ne kadar görünürsün?

Selin: Şöyle bir sınıflandırma yapayım: Erkek mühendis daha çok iş yapar, kadın mühendis de onu toparlar. Erkek dağınıktır, kadının onun eşyasını toplar, hesaplarını düzenler, işi erkek yapar ama sunuş kadın mühendisin üzerindedir. Bu örnekler kadınların görünmeyen emeklerine birer örnek. Aslında kadın mühendislerin yükü daha fazla. Kadın mühendislerin mücadele alanı çok daha fazla, yapması gereken iş çok daha fazla. Örneğin, erkek mühendis gelir araziden oturur, geriye kalan her şeyi kadın mühendis toplar. Bütün arazi planını kadın mühendis çıkarır. Bir işin başından sonuna kadın mühendisin içinde olması gerekir. Ancak kadın hep itilir. Kadın mühendislerin görünmeyen emeği çok büyük. Çünkü hem bu alanda var olma mücadelesi veriyorsun hem de en çok emeği veriyorsun. Sigorta priminden tut, çalışma saatlerine kadar her konuda ezilen sen oluyorsun.

ekin

Ekin Sarıca, mimar, yaklaşık iki yıldır çalışma hayatında.

Ekin: Evet öyle bir algı var. Öğrenci profiline baktığın zaman da kadın öğrencinin fazlalığını görüyorsun. Ama demin de bahsettiğim gibi ünlü mimarlar arasındaki kadınlara bir örnek verin derler. Bir tane ünlü örnek var, Zaha Hadid diye. ‘O da kadın mı ya’ gibisinden tepki verenler olur. Direk kadının fiziksel görünümü yargılanır, kadınlık kriterleri ortaya saçılır, kadın mimarın kadınlığı sorgulanır. Şantiyede çalışan kadın mimar oranın koşullarına kendini adapte ediyor. Adapte olma biçimi ise erkeksileşmeye başlamak oluyor. Bu da kadın mimarın şantiyede varolma biçimini yansıtıyor.

TRT’nin ‘bay gıda mühendisi’ talebi hakkında ne düşünüyorsunuz?

Selin: Tam AKP’nin kalıbına uygun. Onları yansıtan ve beklenen bir talepti. Buna karşı verilen bir cevap oldu ancak ne kadar görünür oldu, tartışılır. Bunlar AKP’nin kadına bakışını, düşmanlığını, hangi kalıplara soktuğunu ortaya saçıyor aslında. Ayrıca ‘bay gıda mühendisi’ talebini bir TV programında toplumun görüşü gibi sunuyor. Talep ‘gıda mühendisi’ olduğu için sadece Gıda Mühendisleri Odası’ndan bir cevap geldi. Ancak tüm kadın mühendislerin bu talebe karşı güçlü bir yanıt vermesi gerekirdi.

Ekin: Devlet politikasının bir ifade biçimi olarak görüyorum. TRT devletin televizyon yüzü ve bizim bildiğimiz cinsiyetçi devlet politikasını topluma yansıtma ‘görevini’ yüklenmiş durumda.

Daha önce 8 Mart’a katıldın mı? Bu yıl 8 Mart’a gidecek misin? Taleplerin neler?

Selin: Üzücü bir şey ama sanırım bir kere katıldım. Bu sene ise iş hayatımda yaşadıklarımdan, Türkiye’deki genel kadın politikalarının sonuçlarına duyduğum öfkeden, artık yeter, dur, bitsin dediğimiz noktadayız diye düşünüyorum. Daha önce kadın farkındalığım bu kadar değildi. Hala da yeterli görmüyorum. Kadın hareketinin topyekun olarak kadın düşmanı politikalara karşı çıkması gerektiğini düşünüyorum. Seçimler de yaklaşıyor. Kadınların bu dönemde daha görünür daha güçlü hale gelmesi gerekiyor. Kadınlar zaten Gezi direnişinde de en öndeydi. Tam da 8 Mart’ta seçimlerin öncesinde, çok güçlü bir 8 Mart olmalı. Bu nedenlerle ben de 8 Mart’ta sokakta olacağım.

Ekin: En başta tabii ki de kendi özgürlüklerimiz için 8 Mart’ta sokağa çıkıyoruz. Ben küçük yaşlardan itibaren annem katıldığı için 8 Mart’a gittim. Özellikle son dönemlerde artan kadın cinayetleri, kadın düşmanlığının bir devlet politikası haline dönüştürülmesi, teşvik edilmesi ve cezalandırılmaması kadınların isyanında büyük bir rol oynuyor. Benim de bu konuda isyanım var ve bunun için 8 Mart’ta sokakta olacağım.

sendika.org, politeknik.org.tr