Greif’da işçi sağlığı ve iş güvenliği – Kenan Kızılöz
İstanbul’un dışında sayılabilecek bir yerde sanayinin yoğun olduğu ve yoksul gecekonduların bulunduğu Hadımköy’de bulunan Greif Çuval Fabrikası’nda 600 işçi taşerona, ağır çalışma koşullarına, düşük ücrete karşı haklarını savunmak için işgal ettikleri fabrikada yeni bir yaşam örgütlüyor…
 
20 Şubat Perşembe günü işgalin 11. gününde İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi olarak Greif’la dayanışma için fabrikayı ziyaret ettik. Üç hekim ve İSİG Meclisi temsilcisi arkadaşımla birlikte -ben kimya mühendisiyim- yaptığımız ziyarette, hekim arkadaşlarımız işçilerin sağlık sorunlarına dönük genel bir tarama yaptı. Ben de fabrikayı gezerek iş güvenliği açısından değerlendirmelerde bulundum.
 
Peki Greif’da iş güvenliği ne durumdaydı?
Greif 1877 yılında kurulmuş yurtdışı sermayeli işletmedir. Avrupa ülkelerinde de fabrikaları olan Greif’ın Türkiye’de Dudullu ve Hadımköy’de olmak üzere iki işletmesi var.
 
600 işçinin işgal ettiği Hadımköy çuval fabrikasında üretim durmuş halde. Her ne kadar üretim dursa da orada bir yaşam sürdüğü için hiçbir kazanın yaşanmaması için önlem alınmalıydı. Zaten işçiler bu konuda gayet bilinçliler. Görev dağılımları yapılmış her bölüm için. Fabrika sahası içerisinde kesinlikle sigara içilmiyor. İşçiler kendi önlemlerini kendileri almışlar.
 
Peki ya işveren üretim sürecinde iş güvenliğini önlemlerini almış mı?
Greif’ı hızlı bir şekilde gezdiğimde ve işçilerle yaptığım sohbet sonucunda iş güvenliği açısından bulduğumuz birçok eksiklik var. 
 
İlk olarak işçilerin birçoğunun şikayetçi olduğu koruyucu gözlükler. İşçiler “biz bu gözlükleri taktığımızdan beri gözlerimiz bozuldu, göz derecemiz arttı” gibi şikayetlerde bulunmuşlar ve gözlükleri takmak istemediklerini bildirmişler. 
 
İkinci olarak çözgü bölümünde yoğun toz çıkmasına rağmen işçilere verilen bez maskeler. Bu bez maskeler toza karşı hiçbir koruma sağlamıyor. İşçinin bu tozu soluması lokal bir havalandırma ile önlenebilir fakat hiçbir havalandırma mevcut değil.
 
Üçüncü olarak iplik dairesi bölümündeki koruyucusuz makina. İşçiler bu bölüme “parmak kıran” diyorlar. Burada makinanın koruması olmadığından işçiler parmaklarını makina tamburlarına kaptırıyorlar ve söylediklerine göre bu durum götürüldükleri hastanede iş kazası olarak raporlanmıyor.
 
Dördüncü olarak ‘kötü’ iş ayakkabıları var.  Bütün işçiler ayakkabılardan şikayetçi. Birçoğu mantar olduklarını dile getirdi.
 
Evet bunlar çok hızlı bir şekilde gezdiğimiz fabrikada gördüğümüz başlıca sıkıntılardı. Greif gibi uluslararası bir firma işçi sağlığı ve iş güvenliği alanında işçilerin sorunlarını çözmemişti. İş kazalarının en önemli nedenlerinden biri olan taşeron çalışma sistemine Greif’da son verilmelidir. İşçilerin bu haklı talepleri kabul edilmelidir. Fabrikada yürütülen işçi sağlığı ve iş güvenliği faaliyetlerinde işçiler söz, yetki ve karar sahibi olmalıdır.
 
Bugün 6 Mart ve Greif işgalinin yirmibeşinci günü… Yazıyı tüm dayanışma duygularımla direnişçi arkadaşların bugününü özetleyerek bitirmek istiyorum…
Kenan Kızılöz
Kimya Mühendisi