Gıda Mühendisleri Olmadan Gıda Güvenliği Sağlanamaz – Bülent Şık (T24)
Bu yazı sadece gıda mühendisliği mesleğinin bir savunusu olarak değil toplum sağlığını koruma amacıyla yapılan ve hâlihazırda zaten yetersiz olan kamu denetimlerinin son yasal düzenlemeler ile tamamen boşa çıkması ihtimali dikkate alınarak okunmalıdır.
Gıda mühendisleri 19 Ocak tarihinde Ankara’da Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı başta olmak üzere özellikle kamu kurumlarında yetersiz istihdam edilmelerine tepki göstermek ve kamuoyunun dikkatini bu konuya çekmek için bir eylem gerçekleştirdi. Eylem medyada ne yazık ki yeterince yer bulamadı. Malum, işsizlik sorunu kimsenin dikkatini çekmiyor artık. Zaten egemen anlayış da “işsizseniz durumu kamusallaştırmayın, bu sizin sorununuz, herkes kendi başının çaresine bakmalı” diyor. Binlerce meslek mensubu arasında uzun süredir yapılan hararetli tartışmalara rağmen ne yazık ki kamu otoritelerinin takındığı tavır ve beğenelim beğenmeyelim son durum budur.
Ama bu yazıda değinmek istediğim, eylem ile hemen hemen aynı tarihlerde gerçekleşen ve kamuoyuna mutlaka duyurulması gereken çok önemli bir başka durum daha var.
Bu ülkede gıda mühendisliği mesleğinin kamu kurumlarında gerçekten yeterli düzeyde istihdamı ile gıda güvenliği alanında kamusal denetim hizmetlerinin yeterli düzeyde yapılabilmesinin sağlanması bir madalyonun iki yüzü gibi. Sürekli olarak görmezlikten gelinmesine rağmen biri olmadan diğeri asla mümkün olmaz, olmayacaktır. Bu çok net bir gerçek olmasına ve zamanla daha olumlu gelişmeler olması umulmasına rağmen, Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’nın yaptığı son yasal düzenlemeler gıda güvenliği alanında zaten yetersiz olan mevcut sistemi bütünüyle berbat bir konuma sürükleyecek, merdiven altı üretimi özendirecek ve sistemi bütünüyle denetim dışı kılacak gibi görünüyor.
Bu yasal düzenlemeler zaman içinde kamu sağlığı adına bir felakete yol açabilir. Ancak gereken önlemler alınırsa kamusal denetim hizmetlerinin layıkıyla yapılması gereken kurumlarda gıda mühendisliği mesleği için bir fırsat olarak da değerlendirilebilir.
Aşağıda bu konudaki yasal mevzuatta yapılan son değişiklikleri ve bu değişikliklerin olası olumlu ve olumsuz sonuçlarını kısaca dile getirmeye çalışacağım
17 Aralık 2011 yayınlanan “Gıda İşletmelerinin Kayıt ve Onay İşlemlerine Dair Yönetmelik”te gıda işletmecileri, kayıt kapsamındaki işletmeleri için ilgili kurumdan “İşyeri Açma ve Çalışma Ruhsatı” aldıktan sonra kayıt işlemlerini yaptırmak üzere, en geç otuz gün içerisinde yetkili mercie başvurmak ve başvuru tarihinden itibaren en geç üç ay içerisinde kayıt işlemlerini tamamlamak zorundadırlar”  deniyordu. Ayrıca  “Bu Yönetmelik kapsamında verilen işletme kayıt ve onay belgeleri tek başına sınaî faaliyet yapılmasına izin vermez. İşletme kayıt ve onay belgelerinin geçerli olabilmesi için işyeri açma ve çalışma ruhsatının bulunması zorunludur. Bu ruhsatın herhangi bir nedenle iptal edilmesi halinde işletme kayıt ve onay belgelerinin geçerliliği kendiliğinden sona erer” diye de maddeler de vardı.
Geçtiğimiz günlerde, 10 Ocak 2013 tarihli resmi gazete yayınlanan değişiklikle bu iki madde yönetmelikten kaldırıldı.
Bu hükümler kaldırılmadan önce gıda maddeleri satışı ve toplu tüketimi yapılan yerlerde yapılan denetimlerde büyük sıkıntılar yaşanıyordu. Binaların çoğunun iskânı olmadığı için (!) işyerleri belediyeden işyeri açma ve çalışma ruhsatı alamıyordu. Bununla ilgili olarak Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’na bağlı il ve ilçe müdürlüklerinden bakanlığa şikâyet yazıları gittiği biliniyor. Bakanlık ruhsatsız işyerlerini denetim altına almaktansa son yayınlanan yönetmelikle üretim, toplu tüketim ve satış yerlerinin tümünden ruhsat zorunluluğunu kaldırdı (!).  Bunun yanı sıra üretim yerlerinden talep edilen “kapasite raporu”, “ticari sicil” ve “istihdamı zorunlu personel” için sözleşme örneği veya oda belgesi getirme zorunluluğunu da kaldırdı. İşyerleri sadece beyanname doldurarak “İşletme Kayıt Belgesi” alabilecek. Bu belge verildikten sonra bakanlık personelinin o işyerine giderek verilen beyanda belirtilen bilgilerin doğruluğunu ve beyan ettiği faaliyeti gerçekleştirebilmesi için işyerinin uygun olup olmadığını kontrol etmesi gerekiyor. Eğer uygunsuzluk varsa düzeltici önlemler ve sonuçta düzeltilmezse belge iptali öngörülüyor. Sadece beyana göre işletme kayıt numarası verildiği için her isteyen istediği faaliyet konusuyla ilgili işyeri kaydını yaptırabilecek. Örneğin bir ekmek fırını ben ekmek üretmenin yanında kuru bakliyatta paketleyip satmak istiyorum diyerek beyannameye faaliyet alanı olarak hem ekmek üretimi hem de gıda paketleme yazarak her iki işi de yapabilecek. Tamamen şahıs beyanına dayanan ve şahısların da verdiği bilgilerin doğru olduğuna itibar bir sistem oluşturuldu.
Hiç kuşku yok ki bu çok çağdaş bir sistem ama insanlar doğru beyanda bulundukları sürece.
Peki, bu ülkede sizce bu mümkün mü?
Burada apaçık olan durum bu yeni yasal düzenlemenin ancak yeterli sayıda gıda mühendisi istihdamı sağlanabilir ve etkili bir işyeri denetimi sağlanabilirse mümkün olabileceğidir. Bu sağlanamazsa bakanlık gıda ve beslenme konusunda son derece olumsuz sonuçlara yol açacak ve kamu denetimini tamamen boşa çıkaracak bir düzenlemeye imza atmış olacaktır.
Bir örnek vermek gerekirse, üretim yapan işyeri sahiplerinin büyük kısmının işletmelerinin kapasitesi konusunda bilgisiz oldukları iyi biliniyor. Kayıt başvurusu sırasında beyanname doldurulurken işyerinde kurulu makinelerin toplam gücü hakkında beyannamelere tahmini veya kasıtlı olarak yanlış sayılar yazılabilecektir. Mevcut sistemde bir gıda işletmesinin kurulu gücü 30 beygirin üzerinde ise gıda mühendisi çalıştırma zorunluluğu bulunuyor. Beyana tabi yeni sistem ile eğer işyeri kontrolleri yeterince sıkı yapılmazsa gıda mühendislerinin çalışma zorunluluğu ortadan kalkmaktadır. Daha açık bir dille söylemek gerekirse, işletme kapasite raporuna göre bir işyerinin gıda mühendisi çalıştırma zorunluluğunu denetleyen Gıda Tarım ve Hayvancılık bakanlığı yeni yönetmeliğe göre iş yerinden sadece ve sadece bir beyan istemekte ve bu beyanda da ne kapasite raporu ve ne de ruhsat bilgilerini istemektedir. Yani işletme beyan verirken işyeri kapasitesini çok düşük gösterebilecek ve ruhsatı olmasa da işletme kayıt belgesi alabilecektir. Bu konunun uzun vadede olası en dramatik sonucu ise istihdamı zorunlu personel olarak adı geçen gıda mühendislerinin çalıştırma zorunluluğunun fiilen ortadan kalkabilecek olmasıdır.
Ülkemizde gıda ile iştigal eden işyeri sayısı yüz binlerle ifade edilmektedir. Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığında denetim hizmetlerinde görevli gıda mühendisi sayısı ise yaklaşık olarak bin kişidir. Öyleyse yeni çıkan yönetmeliğin getirdiği hükümlerin yerinde kontrolü için yeterli sayıda -en az birkaç bin- gıda mühendisinin istihdamı ve gıda ile iştigal eden işyerlerinin yerinde denetimini sağlayacak bir kamu politikası zorunluluktur. Aksi takdirde kimin ne ürettiğinin bilinmediği, üretilen ürünlerin denetiminin hiç yapılamayacağı yeni ama kamu sağlığı açısından kâbus gibi bir döneme girildiği bilinmelidir.