Esenyurt’ta Yaşanan İşçi Katliamına Dair İlk Gözlemler – Ertuğrul Bilir
Makina, Elektrik, İnşaat Mühendisleri ve Mimarlar Odası temsilcilerinden oluşan 5 kişilik bir heyetin inceleme izni için savcılığa öğlen saatlerinde dilekçe verildi. Sözlü olarak olumlu cevap alındı, ancak asıl yetkili savcıya ulaşılamadığı gerekçesiyle yazılı cevap 12 Mart günü alınamadı.
 
Heyet yangın yerine giderek oradaki polis yetkilileriyle görüştü ve inceleme talebi ile savcının sözlü cevabını bildirdi. Polis yetkilileri önce, polis olay yeri incelemesi tamamlanınca heyetin inceleme yapabileceğini bildirdi. Sonra, bakan geldikten sonra inceleme yapılabileceğini söyledi. Bir kaç saat sonra ise olay yeri incelemesinin gün içinde bitmeyeceği bu nedenle boşuna beklemememiz gerektiği sözlü olarak ifade edildi. Bunun üzerine saat 16.30 civarında heyetimiz olay yerinden ayrılarak kendi arasında bir değerlendirme ve iş bölümü yaptı. Ancak, heyet üyeleri salı veya çarşamba günü yangın yerine giderek inceleme yapacak. Büyük olasılıkla teknik bir inceleme için pek bir şey kalmamış olacak. Ama yine de, yakından ve doğrudan gözlemlemekte yarar var.
 
Ölümlerin olduğu çadırda kalan işçiler KALDEM isimli taşeron şirketin işçileri. Bu şirket havalandırma işlerini yapıyormuş. Kamp alanında 4 çadır (3 tanesi yanmış) ile konteynerler var. Ayrıca yemekhane ve tuvaletler var. Diğer taşeronların işçileri (Ben sadece elektrik işlerini yapan DESAT firmasından işçilerle karşılaştım) konteynerlerde kalıyor.
 
Olay yerinde, mümkün olduğunca işyerinde çalışan işçilerle görüşmeler yaptık… Davalara müdahil olmak istediğimizi belirttik…
Kayı İnşaat’ta çalışırken vinçle yaşanan bir kaza sonrasında sakatlanan bir işçi, hastanede şirket muhasebecisinin kendisine “Olayın iş kazası olmadığını söylemesi, kendilerinin masraflarını karşılayacakları” yönünde telkinde bulunduğunu ancak sonradan sahip çıkılmadığını ifade etti. Şirket müdürüne durumu şikayet ettiğini, ancak artık şantiye kapılarından içeri alınmadığını söyledi. Başka işçiler de şantiyede kazalar yaşandığını, ancak üstlerinin örtüldüğünü belirttiler.
 
Çevreden ve işçiler arasından, ölümlerin elektrik çarpmasından kaynaklı olduğunu ifade edenler oldu. Bu şekilde düşünenler, ranzaya tutunarak ölenlerin olduğunu belirtiyor. Çadırın omurgasının ve ranzaların metal olması, elektrik kablolarının buralara temas ettiği iddiaları, yağışlar nedeniyle yerlerin ıslak olması gibi nedenlerle böyle bir ihtimal var. Ancak, somut bilgiye ihtiyaç var.
 
Başka bazı işçiler ise ölenlerin çıkış kapısının yakınında ranzanın altına sığındığını ve yangın nedeniyle öldüğünü belirtiyor. Yangın çok hızlı geliştiği için kurtulamamışlar.
 
Yangın sırasında konteynerde olan bir işçi ise olayı şöyle anlatıyor: “Çadırlarda yerde yatak yoktu, ranzada yatılıyordu. İlk çadırda kalanların sayısı 30-40 kişi kadardı, ancak çoğu pazar günü dışarıdaydı. İşçilerin yorganları, şilteleri vardı. Plastik esaslı malzemeler vardı.
 
Rüzgar nedeniyle yangın çok hızlı yayıldı. İlk çadırda yangın çıktıktan sonra, bir kişi kendini dışarı atarken kapının açılmasıyla birlikte alevler yandaki çadıra sıçradı. İlk çadırdan o sırada çadırda olan bir kişi kurtuldu. Biz konteynerden atladık. Ancak geçitler dar olduğundan kapılar insanların çıkmasına engel oldu. Tek bir çıkış yolu vardı, orada sorun yaşandı.”
Diğer çadırlarda kalanların sayısı 10-15 kişi olarak ifade edildi. Çadırlar elektrikli radyant ısıtıcılarla (ufo denilen ısıtıcılar) ısıtılmaktaymış.
 
Meselenin toplumsal ve ekonomik yanları yanında teknik ve mevzuata ilişkin olarak heyetin üzerinde durduğu başlıklar şöyle:
– Baraka/konteyner yerine çadır kullanılması yanlış. İSİG Tüzüğü Md. 47’de binalardan söz ediliyor. Madde 55’te ise meskun mahaller dışında yapılan çalışmalarda “basit barakalar veya çadırlar” kullanılabileceği yazıyor. Oysa söz konusu şantiye şehir içinde.
– Çadır malzemeleri uygun değil.
– Çadırların yerleşimi uygun değil. Birbirine çok yakın.
– Elektrik tesisatında sorun var.
– Yangın algılama ve söndürme sistemlerinde eksiklik var.
– Acil durum çıkış ve yolları sorunlu.
 
Ayrıca yapı denetim sistemindeki sorun üzerinde durulmaktadır. Yapı denetim işinin müteahhit firma tarafından anlaşılan özel şirketlere bırakılmış olması bir handikaptır. Bu olay özelinde yapı denetim şirketinin görevini yerine getirip getirmediği incelenmelidir.
 
İşyerindeki işçi sağlığı ve iş güvenliği mekanizmasının nasıl işlediği araştırılmalıdır. Yani, İSG kurulu gerçekten çalışıyor mu, hangi konular üstünde durmuş? İşyeri hekiminin ve iş güvenliği uzmanının işçilerin kamp alanıyla ilgili tespit ve uyarıları olmuş mu? Acil durum planları var mı, gerçeği yansıtıyor mu? Acil durum eğitimleri ve tatbikatları yapılmış mı?
İnceleme grubumuz 2 gün içinde raporunu sonuçlandırmayı hedeflemektedir.
 
*Makina Mühendisi / İstanbul İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi Üyesi
15 Mart 2012 tarihli Evrensel Gazetesi’nde yayınlanmıştır.