Çalışma yaşamında mühendis hikayeleri-3: ‘İş arama süreci yıpratıyor’

Bu sefer işsiz bir makine mühendisi anlatıyor kendini, iş arama sürecini.. Meslektaşımız 25 yaşında, erkek..

İş arama süreci yıpratıyor
ODTÜ Makine Mühendisliği bölümünden Haziran 2016’da mezun oldum. Eğitimime devam ederken Arçelik’te çalışmaya başladım. Birkaç ay sürdü. Şu an çalışmıyorum.

Önceliğim akademik olarak kendimi geliştirmek ve eğitimime devam etmek
Ankara Hacettepe Üniversitesi’nde yüksek lisansa başlamayı düşünüyorum çünkü akademik çalışmaların içinde yer almak istiyorum. Eğer olmazsa yakın bir dönemde Kütahya’da bir şirkette çalışma ihtimalim var. Koşullar açısından ilk dört ay ücretsiz konaklama, özel sağlık sigortası gibi imkânları var. Fakat önceliğim yüksek lisans olduğu için başvuru yapacağım Şubat ayına kadar bekleyeceğim.

Meslek alanımda daha az seçici olmaya başladım
Arçelik’ten ayrıldığım dönemde bir iş teklifi aldım. Tek iş teklifi de buydu ve yapılan ücret teklifi yaklaşık olarak 3.600 TL idi. Bu teklifi reddettikten sonra yoğun bir iş arama sürecine girdim. Başvuruları iş bulma siteleri üzerinden yürüttüm. Kendime uygun gördüğüm pozisyonlara başvurarak başladım önce ve aslında durumuma uygun olmasına rağmen bazı ilanları eleyerek gidiyordum. Ayrıca bana uygun olan pozisyonlardan da olumlu bir geri dönüş alamadım. Bu durum ilerleyen zamanlarda daha az seçici davranmama neden oldu. Şöyle anlatayım, genelde makine mühendisi alımlarındaki ilanlarda çizim programlarının ve teknik ressam alanının ağırlıkta olduğu bir durum söz konusu. Ben de kendimi bu alanlara veya pozisyonlara yakın hissetmediğim için başlangıçta bu ilanları eliyordum. Daha sonra istediğim pozisyonlar için geri dönüş olmayınca, bu ilanları da değerlendirmeye başladım. Bir iki ay içerisinde yavaş yavaş geri dönüşler oldu. Birkaç şirket tarafından görüşmeye çağrıldım.

Mezun olduktan sonra sekiz iş görüşmesine gittim
İlk gittiğim görüşmede işe alınacak olan birinin toplamda 4 kez mülakata girmesi gerekiyordu. İlk mülakat skype üzerinden İK temsilcisi ile yapıldı Ben bu mülakatı geçtim. Bunun ardından daha teknik olduklarını söyledikleri bir mülakata girdim. Burada da İK temsilcisine ek olarak takım liderleri; ısıcılar, hidrolikçiler vs.bulunuyordu. Fakat açıkçası çok da teknik bir boyutu yoktu mülakatın. Bir ara İngilizce devam etmek istediler sonra tekrar Türkçe’ye döndüler ve ben bu kısımda elendim. Reddedilmem sadece dille mi alakalı bir durum muydu bilemiyorum.

Bunun dışında taşeron bir şirketle mülakat deneyimim oldu. Bu şirket daha çok yeni mezun ve iş deneyimi konusunda tecrübesiz kişileri alıyor. Tam olarak pozisyonunu bilmediğim yetkili birisiyle bir görüşme yaptım. Bu da yine İK mülakatı gibiydi. Daha sonra beni buradan başka bir şirkete yönlendirdiler. Nerde çalışmaya başlayacağımı da o sırada öğrendim. Burada, çalışacağım pozisyonla ilgili yetkili olan insanlarla görüştüm. Bu da öncekiler gibi teknik içerikli olmayan bir mülakattı. Herhangi bir teklif almadım daha sonra ve bu iş de olmadı.
Daha küçük ölçekli şirketlerle de görüşmeler yaptım. Bunlarda bazı arkadaşlar, tanıdıklar da vesile oldu. Toplamda sekiz iş görüşmesine gittim şu ana kadar.

Sunulan ücretler genelde beklentilerimi karşıladı
Görüştüğüm şirketler arasında elbette bir klasman farkı var. Daha büyük ölçekli kurumsal şirketlerde, yeni mezun olmuş, ortalama bir makine mühendisi için yapılan ücret teklifi beklentilerimi karşıladı. Benim aklımda olan ve sorulduğunda ifade ettiğim genelde 3000-3500 TL gibi bir rakam. Bu, il dışında, koşulların daha zor olacağını düşünerek bir miktar daha yükselip 3500-4000 TL’yi buluyor. Yani bu rakamlar benim beklentilerimi karşılıyor. Tabi sektörde bundan çok daha fazla kazanan kişiler de var. Bunlar daha çok savunma sanayinde istihdam edilen ve mezuniyet ortalamaları yüksek olan kişiler oluyor genelde. Küçük ölçekli şirketlerde ise 2500 – 3000 TL gibi bir rakamın işveren için fazla geldiği durumlara da tanıklık ettim. Başta bahsettiğim klasman farkı buydu. Bir başka durum daha söz konusu… Örneğin büyük bir şirket taşeron şirketten insan kaynağı temin edip aslında insanları daha ucuza çalıştırıyor. ASELSAN, Arçelik gibi büyük şirketlerin politikaları bu şekilde.

Mezun olduktan sonra psikolojik olarak yıprandığım bir sürecin içine girdim
Bir taraftan mezunsun, evde boş boş oturuyorsun ve genel tabiriyle aile parası yiyorsun. Bu durum elbette ki insanın psikolojik sağlığı üzerinde olumsuz bir etki oluşturuyor mutlaka. Ben de bunu sık sık yaşadım. Bunun yansımasını da nasıl gördüm? Hiç aslında iş tanımı olarak düşünmeyeceğim yerlere iş başvurusunda bulundum. Mezun olmadan önce yapmam dediğim işleri yapabilecek duruma geldim. Bu, mezun olduktan sonraki süreç ilerledikçe bir an önce iş hayatına atılmak istememin bir sonucu aslında ama bence çok doğru bir düşünce değil.

Dolayısıyla hem bu sürecin uzaması hem de genel olarak sektörün durumunu düşündüğümüzde insanın yapmak istemeyeceği birçok şeye itildiği bir durumla karşı karşıya kalıyoruz denilebilir.

Onun dışında da genel olarak yıpratıcı bir süreç elbette bu. Birçok şirkette uzun saatler boyunca bekletilmek, mülakatların arasındaki sürenin aylara kadar uzaması, yaşadığın belirsizlik, ne yapacağını bilemez duruma gelmek… Bunlar genel olarak seni olumsuz yönde etkiliyor.

Sevebileceğim bir iş yapmak istiyorum
Benim meslekten beklentim maddiyatın dışında, mesleki anlamda sevebileceğim bir şey yapmak… Meslek alanında belli bir yönelimim var ve bu kapsamda bir iş bulmak istiyorum.