Akademiye Özgürlük Çalıştayı Sonuç Bildirgesi (2 Şubat 2013)

Yaşamın  tüm  alanları  gibi  üniversiteler  de  piyasanın gereksinimleri  doğrultusunda  yeniden  düzenlemektedir. Bu  süreçte  toplumun  diğer  alanları  gibi  üniversitelerde de düşünce ve ifade  özgürlüğü engellenmekte; akademisyenlerin, öğrencilerin, üniversite emekçilerinin en temel  hakkı  olan  güvenceli  çalışma  ve  akademik/bilimsel faaliyetlerin özgürce yerine getirilmesi için gerekli koşullar sistemli biçimde ortadan kaldırılmaktadır.

AKP  iktidarı  döneminde,  12  Eylül  darbesinin  ürünü  olan YÖK  de  kullanılarak  üniversiteler  ve  bilimi  piyasalaştırma yönündeki  çabalar  artmış; bu doğrultuda  üniversitedeki hak ihlalleri yoğunlaşmıştır. Bir yandan keyfi soruşturmalar ve atama-yükseltme konusunda cezalandırmaya dönüşen uygulamalar;  diğer  yandan  iş  güvencesinin ortadan kaldırılması, sendikal özgürlüklerin sınırlandırılması  ve üniversitedeki ya da toplumdaki diğer sorunlara karşı tepki gösteren  öğrencilerin  tutuklanması  gibi  biçimlerde  ortaya çıkan  üniversitedeki  hak  ihlalleriyle  birlikte  akademik/bilimsel özgürlükler ortadan kaldırılmaktadır.

Akademik  özgürlüğün  olmadığı  bir  üniversitede  bilimsel faaliyetler,  toplumun  gereksinimlerini  karşılamaktan uzaklaşmakta ve egemen ideolojiyi yeniden üretmenin bir aracı haline gelmektedir.
 
Bu sürece  karşı  direnerek  toplumu,  doğayı  bilimsel faaliyetlerinin  öznesi  haline  getiren  akademisyenler  ise siyasi  iktidar  ile  sermaye  çevrelerinin  yönlendirmesiyle idari  soruşturmalara tabi tutulmakta  ve  üniversiteden uzaklaştırılmaya  varan  tehditlerle  karşı  karşıya bırakılmaktadır. Sanayiden kaynaklı çevre kirliliğinin insan sağlığındaki etkilerini açığa  çıkaran; suyu  ticarileştirerek su  havzalarını  sermaye  birikimine  açan  enerji politikalarının  nedenlerini  ve  yaşam  alanlarında yarattığı tahribatı  toplumla  paylaşan; YÖK’ü  ve  getirilmek  istenen yasal  düzenlemeleri  eleştiren  bilim  insanlarının karşı karşıya  kaldığı soruşturmalar, yasaklamalar  ve  tehditler bunun  en  somut  örnekleridir. Öte  yandan  Kürt  sorunu, Ortadoğu’da  yıllardır  devam  eden  savaş  ya  da azınlık hakları  gibi  Türkiye’nin  en  temel  sorunlarına  dair  resmi ideoloji  dışında,  çözüm  için  düşüncesini  ifade  eden  bilim insanları  işlerinden  atılırken; öğrencilerin  eğitim  hakları ellerinden alınmakta ve hatta tutuklanmakta
 
Türkiye  Yükseköğretim  Kurulu  Yasası  (TYÖK)  adı altında  YÖK  tarafından  hazırlanan  yasa  önerisi,  YÖK’ün temel  amacı  olan  üniversiteyi  ve  bilimi,  sermayenin  ve siyasi  iktidarın  egemenliği  altına  sokmak  konusunda bir  adım  daha  ileri  gitmekte  ve  hem  kamu  hem  de  vakıf üniversitelerindeki  hak  ihlallerinin  daha  da  artmasının yolunu  açmaktadır.  TYÖK,  üniversitenin  finansmanını tamamen  araştırma  ve  eğitim  faaliyetlerinden  sağlanacak gelirlere  bağlamakta;  diğer  bir  söyleyişle  üniversiteyi bütünüyle  piyasa  kuralları  içinde  hizmet  gören  bir işletme  haline  sokmaktadır.  Üniversitenin  işletme  haline dönüşmesiyle  bilim,  tamamen  toplumdan  uzaklaşacağı gibi akademik özgürlüğün temel unsuru olan iş güvencesi bütünüyle  ortadan  kalkacak;  başta  akademisyenler  olmak üzere  üniversite  emekçileri  üzerindeki  baskı  ve  tehditler daha da yoğunlaşacaktır. 
 
Üniversitede  yaşanan  hak  ihlallerine  karşı  durmanın ve  akademik  özgürlüğü  teminat  altına  alabilmenin yolu,  başta  sendikalarda  olmak  üzere  örgütlenerek; üniversitenin  ve  bilimin  özgürleşmesi  için  mücadeleyi ortaklaştırmaktır.  İTÜ  Asistan  Girişimi,  ODTÜ  bileşenleri ve  Onurumuzu  Savunuyoruz  Hareketi  gibi  mücadelenin ortaklaştığı  oluşumlar,  tüm  baskılara  rağmen  üniversitede yaşanan  hak  ihlallerine  karşı  mücadele  edilerek  başarı kazanılabileceğini  göstermiştir.  Söz  konusu  mücadele deneyimlerinin  de  yol  göstericiliğinde  bir  araya  gelen örgütlenmeler  olarak;  akademisyenler,  öğrenciler  ve üniversite  emekçilerinin  karşı  karşıya  kaldığı  çeşitli düzeylerdeki  hak  ihlallerine  karşı  toplumun  bütün kesimleriyle  birlikte,  uluslar  arası  dayanışmayı  da oluşturarak;  toplum  için,  doğa  için,  akademik  özgürlükler sağlanana kadar örgütlü mücadelemizi sürdüreceğiz.