17 Ağustos’tan bugüne: Deprem güvenliği yok, imar affı, denetimsizlik ve rant var

17 Ağustos 1999 Marmara Depremi’nin 19’uncu yılını geride bırakıyoruz. Kentlerin, yapıların depreme hazır hale gelmesi için adımlar atılması gerekirken elimizde, yok edilen acil toplanma alanları, inşaat rantının ele geçirdiği kent planlaması ve iktidarın imar affıyla ruhsatlandırdığı deprem güvenliği olmayan milyonlarca yapı var. Halk, olası bir depremde bunların faturasını ödeyecek.

Kocaeli Gölcük merkezli 17 Ağustos 1999 Marmara Depremi’nin üzerinden 19 yıl geçti. Resmi rakamlara göre 17 bin 480 kişi yaşamını yitirdi, 23.781 kişinin yaralandı. Gölcük’te, Kocaeli’de on binlerce konut farklı oranlarda hasar gördü. İstanbul’da da yıkıma neden olan Marmara Depremi, Türkiye’de yapı güvenliğinin ne denli zayıf olduğunu göstermişti. 99 Marmara Depremi’nin ardından yıkıma neden olan plansız, denetimsiz, bilim dışı kent politikaları değişmedi, deprem güvenli kentlerin inşası için hiçbir düzenleme yapılmadı. 2012’de ülke genelinde kentsel dönüşüm uygulamaları için çıkarılan 6306 Sayılı Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun yapıların deprem güvenliğini sağlamak yerine, inşaat patronlarının diledikleri bölgeyi proje alanı yapmasının önünü açtı.

İmar affı güvensiz yapılara göz yumdu
Güvensiz yapı stoku için tespit, iyileştirme, güçlendirme yapılması gerekirken, AKP iktidarı seçim öncesi imar affı çıkardı. Kamusal alanların talanını meşrulaştıran, plansız kentleri yasalaştıran bu af aynı zamanda milyonlarca insanın yaşadığı ve güvenli yapı gerekliliklerini sağlayıp sağlamadığına dönük denetime girmeyen yapılara yapı ruhsatı sağladı. İmar affı yönetmeliğinde ‘Yapının depreme dayanıklılığı ve yapının fen ve sanat norm ve standartlarına aykırılığı hususu yapı malikinin sorumluluğundadır’ denilerek ruhsat verildi. Türkiye genelinde Çevre ve Şehircilik Bakanı Murat Kurum basına verdiği bilgiye göre yasa uygulanmaya başladığı günden bugüne kadar 2,5 milyonu aşkın başvuru yapıldı, 133 bin 64 yapı için “Yapı Kayıt Belgesi” verildi. Başvuruların 31 Ekim’e kadar süreceği göz önüne alınırsa sayı daha da artacak. AKP iktidarının ‘affettim gitti’ dediği ve depreme karşı güvenli olmayan bu yapılar halkın can güvenliğini yok sayacak.

Yapı denetimi hala müteahhitlerin elinde
Marmara Depremi sonrası çıkarılan 4708 Sayılı Yapı Denetimi Hakkında Kanun, yapının proje, projeye uygun imalat, nitelikli malzeme kullanımı gibi temel üretim süreci müteahhitlere emanet etti. Yeni inşa edilen yapıları, yapı sahiplerinin seçtiği ve finanse ettiği yapı denetim şirketleri ‘denetliyor’.

Afet hazırlığı yok, afete davet var
Yapıların güvenliğinin yanı sıra kentlerdeki olası afet durumlarında geçici veya sürekli toplanılabilecek, halkın barınma, beslenme, sağlık gibi temel ihtiyaçlarının karşılandığı acil toplanma alanları konusunda da gereklilikler yerine getirilmedi. Kent içinde kalmış acil toplanma alanları iktidar eliyle yapılaşmaya açıldı. İstanbul’da acil toplanma alanları üzerine rezidans projeleri, AVM’ler yapıldı. Marmara Depremi’nin ardından belirlenen 480 acil toplanma alanı yapılaşmalar sonrasında 100’ün altına indi. İstanbul Büyükşehir Belediyesi Afet Koordinasyon Merkezi konuyla ilgili bilgilendirme de yapmıyor. Yapı güvenliğinin yok sayılmasının ardından afet durumunda toplanma alanlarının da yok edilmesi depremin yaratacağı yıkımı katlamış olacak.


*Deprem Güvenliği ve Kentler Broşürü 19 Ağustos 2015 tarihinde yayımlandı

politeknik.org.tr